• Efe Tuncay

Sinemada Sıkça Yapılan Hatalar

Hepimiz bir işe ilk atılışımızda çeşitli hatalar yaptık. Hala da yapmaya ve öğrenmeye devam ediyoruz. Tek değişen hataların boyutu ve sıklığı aslında. Bu yazıda sinemayla yeni yeni ilgilenmeye başlayanların faydalanması için, kendi ilk tecrübelerimden yola çıkarak bir liste hazırladım.


Sinema Kamerası Tutan Bir Adam

Ön yapımı kısa tutmak


Ön yapım film yapım sürecinin en önemli aşamalarından biridir. Bu süreçte çekim listesi hazırlanır, oyuncularla provalar alınır, kostümler belirlenir, mekanlar bulunur... Tecrübesiz ekipler bu aşamayı hızlıca geçip doğrudan çekimlere başlamaya yeltenir. Bu da yapım aşamasında büyük sorunlarla karşılaşılmasına sebep olur.


Diyalog çekmekten kaçınmak


Bu da yeni başlayanları bir araya getiren en temel konulardan biridir. Kötü bir oyunculuk işin içine girdiğinde yarattığınız o sinematik hava aniden dağılır ve oyuncu yönetimi ses kaydı gibi daha önce baş etmediğiniz pek çok yeni dinamikle baş etmek zorunda kalırsınız. Ancak ne kadar ertelerseniz o kadar kötü. Diyalog sinemanın hayati bir parçasıdır.


Squid Game

Bilgiyi dolaylı yoldan değil doğrudan aktarmaya çalışmak


Amatör yapımların en belirgin özelliklerinden biri bilgiyi doğrudan aktarmaya çalışmalarıdır. Örneğin çok konuşulan Squid Game dizisini ele alalım. Dizi ilk bölümlerde fakir, kumar bağımlısı, boşanmış bir adamın hayatını konu almaktadır. Bu bilgilerden hiçbiri bize doğrudan verilmez. Adam cebinde kalan son parayı jetona yatırır. Bu jetonları bir oyun makinesine atarak kıskaç yardımıyla oyuncakları yakalamaya çalışır. En sonunda bir tanesini yakalar. Anlarız ki aslında o gün, kızının doğumgünüdür. Hediye alacak parası kalmadığı için bu oyunu oynamıştır. Hem dizinin genel teması olan para için oyun oynamaya, hem de adamın kumar bağımlığına güzel bir atıftır. Kızı hediyeyi açar. Pembe kutunun içinden siyah bir oyuncak tabanca çıkar. Çünkü adam hediyenin içeriğini seçme şansına sahip olamamıştır. Bu olay örgüsü, dolaylı yoldan hikaye anlatıcılığına güzel bir örnektir.


Tretman olgunlaşmadan senaryoya geçmek


Senaryo bir ön çalışmanın sonucudur. Hikayenin en detaylı formudur. Senaryoya geçmeden önce senarist sinopsis ve tretman arasında mekik dokumalı, hikaye yeterli olgunluğa eriştiğinde senaryoya geçmelidir. Aksi taktirde sinopsiste yapılan bir cümlelik değişiklik senaryoda yirmi sayfaya mal olabilmekte, bununla da kalmayıp olay örgüsünde bir domino etkisi yaratabilmektedir.


Yeterince bilmediğin bir konuda senaryo yazmak


Diyelim ki Ankara'da yaşıyorsunuz. Boş zamanlarınızda da kısa filmler çekmeyi seviyorsunuz. Eğer gidip de denizin dibindeki uçak enkazından çıkan gizemli objenin insanlığı tehdit etmesini ele alan bir senaryo yazarsanız, hem bu alan hakkında yeterli bilginiz olmadığı için gerçeklikten uzaklaşırsınız, hem de maddi ve fiziki şartlar gereği böyle bir projeyi kolay kolay hayata geçiremezsiniz. Öte yandan yazlık bir bölgede profesyonel dalış eğitimi veren biriyseniz ve hali hazırda su altında çekim yapabildiğiniz bir kameranız varsa, hem yazdığınız senaryo çok daha doğru bir temele oturacak, hem de projenin ilk adımlarını atmak için gerekli ekipmanlara sahip olacaksınız. Özetlersek tema belirlerken bildiğiniz hayatları çıkış noktası olarak alın.


Sese yeterince önem vermemek


Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi, ses kalitesi bir filmi etkileyici veya rahatsız edici kılan etmenlerin başında gelmektedir. İlk kısa filmlerini çeken yönetmenlerin işlerine bakıldığında, sesle ilgili sorunlarla sıkça karşımıza çıkmaktadır. Belki kameradan da önce yatırım yapılması gereken yegane şey iyi bir mikrofon ve ses kayıt cihazıdır. Bu da mümkün değilse, günübirlik olacak şekilde kayıt ekipmanı ve bir ses operatörü kiralayabilirsiniz.


Seyirci kalitesiz görüntüye katlanabilir, ama kalitesiz sese katlanamaz.

Sienam Kamerası Kullanan Bir Adam

Çözünürlüğü & kamera modelini kutsallaştırmak


Yeni başlayan kişiler bazen filmin çözünürlüğüne ya da kameranın modeline anlamsız derecede takılabilmektedir. Filmin Full HD'mi yoksa 4K'mı çekileceği, 25 FPS'mi yoksa 24 FPS'mi kullanılacağı önemli kararlar olsa da, daha önemlisi bir hikayeyi aktarabiliyor olmaktır. Çözünürlükten ve kamera modelinden önce dikkate alınması gereken daha pek çok unsur vardır. Müthiş kameralarla çekilmiş kötü filmler olduğu gibi, kötü kameralarla çekilmiş müthiş filmler de vardır. Pek çok özgün çekim tekniği imkansızlıklardan doğmuştur.


Yeşil Ekran Önünde Çalışan Set İşçileri


Gereğinden büyük bir ekip kurmak


Nice büyük yönetmen 6-7 kişilik ufak ekiplerle çalışmaktadır. Ekibin büyümesi genellikle yapım maliyetlerinin artması ile doğru orantılı olsa da, bu durum kalitenin de artacağı anlamına gelmemektedir. Yeni başlayan birinin alanında uzman olmayan kişilerden oluşan büyük bir ekip kurması, ortaya çıkacak sorumluluğun altında ezilmesine sebep olabilir.


Çekim öncesi oyuncular ile prova almamak


Prova almak hem çekim öncesi oyuncuları rahatlatır, hem de sizin ortaya çıkabilecek sorunları önceden tespit etmenize olanak sağlar. Oyuncuların ne tür yaklaşımlardan motive olduğunu, ne tür yaklaşımlardan negatif etkilendiğini öğrenir ve çekim esnasında da bu bilgiler ışığında yönlendirmeler yaparsınız.


Geniş, yakın ve orta plan dengesini iyi kuramamak


Diğer yazılarımda da bahsettiğim gibi üç ana plan vardır. İstisnalar olamakla birlikte geniş plan mekanı, orta plan hareketi, yakın plan duyguyu vermek için kullanılır. Bunlardan birinin diğerlerine çok baskın bir şekilde kullanımı seyirciyi bilinçaltı ve bazen de bilinç üstü düzeyinde rahatsız edebilmektedir. Bu üç temel plan, karakalem bir resimdeki koyu orta ve açık tonlara benzetilebilir. Işığın obje üstündeki etkisinin doğru şekilde aktarılabilmesi için üç tonun da doğru miktarlarda kullanılmasına ihtiyaç vardır.


İlk projelerimde yakın planları çok yoğun bir sekilde kullanıyordum. Dar açılarda net alan derinliği elde etmek daha kolay olduğu için yakın planlar gözüme daha sinematik geliyor ve kadrajdaki alanın ufak olması daha kontrol edilebilir kompozisyonlar kurmamı sağlıyordu. Zaman içinde teknik bilgim artınca bu alışkanlığımı bıraktım.


Storyboard ile vakit kaybetmek


Sinema sektöründe bir Storyboard takıntısı gözlemliyorum ve bu durum bana çok tuhaf geliyor. Resim kökenli olmama rağmen hayatım boyunca bir kez bile Storyboard çizmedim. Çünkü çekim listesini çok daha efektif ve pratik buluyorum. Maddi sebeplerle sahneye etki etmenin pek de mümkün olmadığı, var olan ortama adapte olmanın gerektiği düşük bütçeli yapımlarda Storyboard çizmeyi zaman kaybı olarak değerlendiriyorum.


Kurgu aşamasında dosya düzenine ve yedeklemeye önem vermemek


Video kurgunun yarısı dosya düzenidir. Dosyalar iyi bir şekilde düzenlenmişse kurgucunun iş yükü yarı yarıya hafifler. Çekilen görüntülerin nasıl dosyalanacağı kişiden kişiye değişmekle birlikte, ne kadar detaycı ve takıntı seviyesinde olursa, sonrasında işiniz o kadar kolaylaşır. Bununla birlikte dosyaların belli aralıklarla yedeklenmesine de özen göstermek gereklidir. Gün gelir bir dosyanın yokluğu haftalar süren emeğin boşa gitmesi anlamına gelebilir.


İlk üç dakika kuralı


Eğer hedefiniz çektiğiniz projeyi dijital yayın platformlarına satmaksa, filminizin/dizinizin ilk üç dakikasında seyircinin ilgisini çekecek ve onu daha fazla izlemeye yönlendirecek bir merak unsuru olduğundan emin olun. Dijital yayın platformlarının bir diziyi/filmi alırken baktıkları ilk şeylerden biri tüketiciyi ekran başında tutabilme gücüdür. Bununun sebebi, bu yayın platformlarının değerlerinin kullanıcı sayısı ve kullanıcıların platformda ne kadar vakit geçirdiği ile ölçülüyor olmasıdır. Siz dünyanın en iyi işini de sunsanız, tüketici ilk 3 dakikanın sonunda sıkılıp kapatacaksa kimse o işi yayınlamak istemez. Günümüzde tüketim alışkanlıkları değişti. Sosyal medyanın da etkisi ile herkesin sabrı tükendi. Artık kolay tüketilebilirlik hiç olmadığı kadar önemli bir kriter.


Filmin anlatısına katkısı olmayan sahneleri çıkartmamak


Genellikle yönetmenin kurguya girmemesi gerektiği görüşü hakimdir. Çünkü çoğu yönetmen çektiği sahnelere yeterince objektif bir gözle bakamaz. Yer yer onlarla duygusal bağ kurar. Kamera arkasında yaşanan pozitif ya da negatif olayları çekilen görüntü ile bağdaştırır. Bu da ortaya çıkan işi etkiler. Düşük/orta bütçeli projelerin çoğunda yönetmen kurguya dahil olmak zorunda kalır. Çünkü ortada profesyonel bir kurgucu ile çalışacak bütçe yoktur. Bu noktada dikkat edilmesi gereken şey, kendi işine sanki bir yabancının işini eleştiriyor gibi objektif yaklaşabilmektir.


Fazla mükemmeliyetçi olmak


İnce eleyip sık dokumak genellikle güzel sonuçlar verse de, fazlası işin niteliğini olumsuz yönde etkileyebilir. Siz elinizden geleni yapsanız da, zaman zaman dış etkenler ve beklenmedik koşullar sebebi ile projeniz istediğiniz gibi sonuçlanmayabilir. Bu tip durumlarda elinizdeki malzeme ile çıkartabileceğiniz en iyi ürünü/eseri ortaya koyup, bir sonraki projenize ilerlemeye odaklanın.


Kurguya yeterli malzeme toplayamadan oturmak


Kurgu aşamasında eğer bir akış oluşturacak yeterli malzemeniz yoksa eliniz kolunuz bağlanmış demektir. Bu yüzden çekim esnasında her açıyı en az üç kez almanızda ve sahneleri bağlayabilecek ek yama planlar (Detay plan, Makro, Timelapse...) çekmenizde fayda var. Önemsiz gibi gözüken bu detaylar, yeri geldiğinde kurguda hayatınızı kurtarabilir. Çekimin sonunda eve gidip görüntüleri kontrol etmeden ve tatmin olmadan asla bir sonraki sahneye geçmeyin.


Kuralları bilinçsizce yıkmak


Kurallar pek çok insanın yaşadığı ortak sorunları çözdükleri için vardır. Kuralı yıkmak için önce onu bilmek gerekir. Aksi taktirde yaptığınız şey rüzgarda savrularak film çekmekten farksız olur.


Başarı odaklı iş üretmek


Herkes yaptığı işin başarılı olmasını ister. Ama başarılı olmak için iyi iş üretmekle, iyi iş ürettiğin için başarılı olmak arasında fark vardır. Birinde başarı sebep, diğerinde sonuçtur. Ben başarının bir sonuç olması gerektiğine inanıyorum. Tabi bu noktada başarıyı ne olarak ele aldığımız da önemlidir.


Sanat toplumdan bağımsız düşünülemez. Bu sebeple insanların beğenisini almak bir başarı kriteridir. Ama asıl önemli olan diğer insanlardan önce size öz tatmin yaşatan, sadece sizin ortaya koyabileceğiniz türde özgün bir işler üretmektir.


Efe Tuncay